Hepimiz iş hayatımızda köklü değişiklikler yapmak isteyebiliriz, bazen de yapmak zorunda kalırız. Aslında değiştirdiğimiz işimiz değil çoğu zaman hayatımızdır. Nasıl mı? Bir haftada 168 saat var. Ve bunun en az 50 saatinde çalışıyoruz. Bu 50 saatin içindeki şeyleri değiştirdiğimizde o haftayı çok daha farklı yaşayabiliriz. Bunu sürekli yaparsak da hayatımız gerçekten değişmiş olur.
İş hayatımızda seçimler yaparken önce kazanacaklarımızı düşünürüz. Elbette hepimiz kendimiz için iyi şeyler isteriz. Bu yüzden kariyerinizde bir değişiklik yapmak istediniz. Sonunda freelance çalışmaya başlıyorsunuz! Peki neleri terkettiğinizin farkında mısınız? Bazı şeyler önceki gibi olmayacak. Şimdi kemerinizi takın ve bunları öğrenmeye başlayın :).
Tebrikler! Artık bir patronunuz yok. Yani size kötü davranan, çok çalışmanız için sizi zorlayan, maaşınızı geç ödeyen, cimri, şirketi kötü yönettiğini düşündüğünüz o patron artık yok. Peki yeni patron kim? Siz misiniz? Hayır hayır… En azından şimdilik para kimdeyse patron da o. Yani müşterileriniz :). Kendinize çeki düzen verin, yeni patronlarınızla tanışacaksınız.
Yeni patronlarınız eskisi gibi her gün size problem yaratmaz. Ama yarattıkları problemler sizi günlerce uğraştırabilir. İşin güzel tarafı eğer sağlıklı bir iletişim ve iyi bir ilişki kurarsanız durumu kontrol edebilir, onları yönetebilirsiniz.
Onları eski patronunuz gibi her gün görmezsiniz. Hatta çoğuyla yüz yüze çok az görüşürsünüz. Yani günlük hayatınız daha stressiz ve daha sakin olacak. Bazen de istediğinizden daha sakin olabilir çünkü müşterileriniz sizinle görüşmek istemeyebilir. Ya çok meşgul olduklarından ya da beraber çalıştığınız projeyle artık ilgilenmediklerinden. Belki de paranızı ödemek istemediklerinden :). Sözleşmeleriniz, sabrınız ve nezaketiniz size yardım edecektir.
İstediğiniz zaman yatıp uyuyamayacağınız o ofisi hayatınızdan çıkardınız. Ne hoş :). Ama sanırım bir sorununuz var. Şimdi nerede çalışacaksınız? Oturma odanız, yatak odanız veya mutfağınız… Hangisini seçerseniz seçin biraz acele edin. Konsantrasyonunuzu kaybetmeden verimli çalışabileceğiniz bir yere ihtiyacınız var, gerekli düzenlemeleri yapın.
Ordudan ayrıldınız, cephaneliğe giremezsiniz. Savaşın içindesiniz ama bir bıçağınız bile yok. Yani hemen çalışmak için ihtiyacınız olan araç gereçleri toplayın. Mümkün olduğu kadar yanınızda taşıyabileceğiniz eşyaları seçin. Örneğin bir PC yerine dizüstü bilgisayar alın. Belki yarın çok istediğiniz o plaja doğru yola çıkacaksınız, kim bilir? Bunu yapmak için yeterli zamanınız var, sadece biraz da para kazanmalısınız.

Artık br maaşınız yok. Yani finansal durumunuzu buna göre tekrar düzenlemelisiniz. Freelance çalışmaya başlamadan önce harcamalarınızı ve ihtiyaçlarınızı gözden geçirin, tekrar düzenleyin. İş hayatı süprizlerle doludur. Belki gelecek ay hiç para kazanamayabilirsiniz. Kenara biraz para koymaya bakın. Banka hesabınızda en az iki ay size yetecek kadar para olsun. Bu para başarısız olma korkusundan kurtulmanıza yardım eder. Böylece daha rahat çalışır, işinize daha iyi odaklanırsınız.
Dedim ya, bundan sonra maaş almayacaksınız. Üstelik bunu siz istediniz. Yani siz işinizi yapmadığınızda veya eksik bıraktığınızda paranız olmayacak. “Hastaydım”, “Moralim bozuktu”, “Özel işlerim vardı” gibi bahaneler geride kaldı. Freelance hayatınızda bu bahaneleri her söylediğinizde biraz daha fazla para kaybedersiniz.
Ofisteyken sadece görevlere odaklanırdınız. Şimdi sizi sorumlulularınız hayatta tutacak. Ne kadar iyi çalışırsanız o kadar çok kazanacaksınız. Aileniz, ev kiranız, akşam yemeğiniz, geleceğiniz… Freelance kariyerinizin başlangıcında bunların hepsi risk altında.
Sakın korkmayın. Freelance çalışarak eski maaşınızdan daha fazlasını kazanabilirsiniz. Çünkü bu sefer para sadece sizin cebinize girecek. Sadece önce işinizi sevin. Doğru yöntemlerle, düzenli ve çok çalışın. Dünya para vermek için sizi bekliyor, gidin ve alın :).
Freelance çalışmaya başladığınızda etrafınızdaki insan sayısı azalır ve kendi başınıza kalırsınız. Yalnız yaşıyorsanız kendinizi ormanda gorillerin büyüttüğü çocuk gibi hissedebilirsiniz. Bu yalnızlığın sebebi iş arkadaşları. Evet genç arkadaşım, farkettiğiniz gibi freelance çalışmak sizi yalnızlaştırabilir.
Veya yalnız kaldığınızı sanırsınız. Ofisteki kankanızla veya platonik aşkınızla isterseniz yine görüşebilirsiniz. Kalanların da ne önemi var ki? Zaten bazı iş arkadaşlarınızı hiç sevmezdiniz…
Yeni arkadaşlarınız freelance çalışan sektördeki diğer kişiler. Onları bloglarda, forumlarda, Facebook‘da, Twitter‘da veya Friendfeed‘de veya sektörel etkinliklerde bulabilirsiniz. Elbette sayımız daha az ama biz daha güçlüyüz. Çünkü daha mutluyuz! Bu yüzden daha iyi anlaşabiliriz. Üstelik pek çoğumuzla beraber çalışabilir, ortak olabilirsiniz.

Die Hard‘daki Bruce Wills gibi bu filmin de tek kahramanı var. Genellikle yalnız çalışacaksınız. Sizi motive eden şefler ve motivasyonunuzu arttıran ödüller artık yok. Hayatımızda zor dönemler hep olacak. Eğer yaşadığınız her zor şey yaptığınız işi bırakmaya ve sizi yastığınıza gömülüp ağlamanıza neden oluyorsa işiniz çok zor. Çok fazla vakit kaybedersiniz.
Ama şanslısınız ki aklınız, aileniz, arkadaşlarınız ve terapistiniz var. Önce aklınıza güvenin, çok isteyin ve inanın. Zor dönemlerinizde aileniz ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Eğer onlara uzaksanız bireysel motivasyon için okuyabileceğiniz kaynakları araştırın veya hemen bir terapist bulun. Utanmanıza hiç gerek yok. Terapiye asıl ihtiyaçları olan terapiye gitmeyenlerdir…
Biraz gülümseyin :)
Büyük değişimlerden kim korkmaz ki? :). Eğer freelance kariyerinize başlamak hakkında korkularınız varsa lütfen paylaşın. Yazılarımda sorunlarınıza çözüm önerileri sunmaya çalışıyorum. Bu yazıya yorum yapabilir, iletişim formunu kullanabilir, merhaba@blogori.gen.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz. Elbette Freelance Blogori‘ye Twitter üzerinden de ulaşabilirsiniz.
Eğer bu yazıyı sevdiyseniz lütfen arkadaşlarınızla paylaşın. Desteğiniz bu siteyi büyütmemize ve daha fazla faydalı içerik yayınlamamıza yardımcı olacak.
müşterinin elemanı olmak patronun esiri olmaktan iyidir bence :) ayrıca acıkınca mutfağa gitmek, ofisteki ülker makinasına gitmekten de iyi olsa gerek :) bunun yanında sabah 8 akşam 5 insanlarına ters düşebilir tabi. avantajlar ve dezavantajları iyi hesaplamak gerek.
Haklısın, uzaktan gelen o davulun sesi yaklaştığında herşeyi doğaçlama çalamayacağını anlıyor insan. Her yönden hazırlanmak gerek. Elbette öğle yemeklerini artık kendi cebinden ödeyeceğine de alışmalı :).
keyifle okudum, çok güzel bir anlatım olmuş. benim bir-iki yıllık freelance tecrübeme göre ise en büyük kayıp, motivasyon oluyor. eğer disiplini çok sevmeyen bir yapıya sahipseniz, freelance çalışmak olduğundan daha zor bir hale geliyor. bir zaman sonra insan kendini motive etmekte zorlanıyor. aramanız gereken müşterileri aramamaya, yapmanız gereken işleri ertelemeye başlayabiliyorsunuz.
bu yüzden tekrar ev ortamını bırakıp ofis ortamına geçmek üzereyim. anlaşabileceğinizi düşündüğünüz bir ortakla ofis açmak, türkiye şartlarında daha mantıklı gibi görünüyor.
ve bir de tavsiye: ingilizcenizi geliştirin. dünyadan müşteri bulmak, türkiye’den müşteri bulmaktan daha kolaydır ;)
Beğenmene sevindim, teşekkürler :). Evet freelance çalışmak dışarıdan görüldüğü kadar kolay değil. Herkes her çalışma ortamından verim alamıyor. Kendini deneyerek, anlayarak ve ölçümleyerek zamanla en uygun çalışma şeklini bulmana sevindim. Eğer yabancı müşteri deneyimlerini bizimle paylaşırsan çok faydalı olur.